1. VERİ HABERLEŞME SİSTEMLERİ İŞLEMLERİ

Bu bölümde; genel işaretleşme kavramları, modülasyon teknikleri ve iletim oranlarına genel bir giriş yapılmıştır. Ek olarak, veri haberleşme kodları ve makinelerin birbirlerine iletim yaparken eşzamanlamanın nasıl sağlandığı konularına değinilmiştir. 

1.1 Verinin İletilmesi 

Bilgisayarların, veri haberleşmesinin ve ağların amacı veriyi bilgiye çevirmektir. Veri bir bilgisayarda saklanır ve bir haberleşme sistemi üzerinden ikilik tabanda (0 veye 1’ ler biçiminde) iletilir. 

Bir bilgisayardaki bitler elektrik işaretinin polarizasyon seviyeleri ile gösterilirler. Bir bilgisayardaki saklama elemanı içindeki yüksek-seviye işareti 1’i ve alçak-seviye işareti 0’ı gösterebilir. Bu elemanlar birlikte dizilerek belirlenmiş kodlara göre sayı ve karakterleri oluştururlar. 

Veri; haberleşme yolu üzerinden (örneğin telefon hattı) bilgisayar-yönlendirmeli cihazlar arasında elektrik işaretleri ve bit katarları ile iletilir. Bu elektrik işaretleri ve bit katarları harf ve karakterleri belirtir. Bazı durumlarda, veri ışık işaretleri ile gösterilir (fiber optik hatlarda). Bit dizileri kullanıcı verisini ve kontrol verisini tanımlar. Kontrol verisi, haberleşme ağını ve kullanıcı verisi akışını yönetmek için kullanılır. 

Şekil 1-1’de, verinin gönderici cihazdan çıkışı, haberleşme ortamından geçişi ve alıcı cihaza gelişi görülmektedir. İkilik veri kodu, terminaller ve çıkışlarda on tabanına çevrilirek gösterilir. 

Saniye başına bit (bit/sn) terimi iletim hızını belirtmek üzere kullanılır. Bu terim haberleşme yolu veya parçası üzerinden saniyede iletilen bit sayısını verir. Örneğin 2400 bit/sn’lik bir hat, bir sayı veya karakteri belirtmek için 8-bit’lik kodlar kullanıyorsa, saniyede iletilen karakter sayısı 300 (2400 / 8) olur. Haberleşme hızı genelde bit/sn oranı ile verilir. 

1.1.1 İletim karakteristikleri 

Veri haberleşmesini anlamak için, elektriğin iletim karakteristikleri hakkında genel bir bilgiye sahip olunmalıdır. Hat kapasitesi, hata kontrol teknikleri, haberleşme yazılımı, ve diğer pek çok ağ bileşeni elektriğin yapabildikleri ve sınırlamaları çerçevesinde analiz  edilir ve tasarlanır. 

Şekil 1-1’den de görüldüğü gibi veri, haberleşme kanalı üzerinden elektrik işaretinin değişimleri ile iletilir. Bu değişimler 1 ve 0’ları gösterir. Elektrik işaretinin konumu kendini ya bir işaret seviyesi ya da bir başka kompleks elektrik işareti şeklinde gösterir. Bir işaretin iletim yolu üzerindeki hareketine işaret yayılması denir. Bir kablo yolu üzerinde, işaret yayılması elektrik akımı  şeklindedir. Bilgisayar siteleri arasındaki radyo transmisyonu ise, havada elektromanyetik dalga olarak yayılan elektrik işaretlerinin algılanması ile başarılır. 

Şekil 1-1 Verinin İletilmesi

 
Tüm maddeler temel parçaların bileşiminden oluşur. Bu parçalar elektriksel yük taşıyabilirler. Bu parçalardan bazıları, sırası ile negatif ve pozitif polarizasyonlu elektronlar ve protonlardır. Bu parçalar belli bir düzende birleşerek atomları oluştururlar. Negatif ve pozitif atomlar birbirlerini çekerek atomun kararlığını sağlarlar. Elektrik akımı haberleşme yolu veya iletkeninin bir ucundan elektrik yükü girişi ile sağlanır. Örneğin, iletkenin gönderici ucuna negatif yük yerleştirirsek, bu yük yoldaki negatif yüklü elektronları diğer uca itecek ve bir akım oluşacaktır. Esasen, elektrik akımı, dolayısıyla bir veri haberleşme işareti, bu elektronların iletken yol üzerindeki hareketleridir. 

Haberleşme kanalındaki birçok işaret Şekil 1-1 ve Şekil 1-2(a)’da görüldüğü gibi salınım yapan dalga şekilleri içerir. Bilgisayar verilerinin taşınmasını sağlamak için salınım yapan işaretlerin üç parametresi değiştirilebilir (genlik, frekans, faz). Genlik veya gerilim kablo üzerine düşen elektrik yükü miktarı ile belirlenir. Şekil 1-1’den bu gerilimin ikilik konumlara (1 veya 0) bağlı olarak yüksek veya düşük olduğu durumlar görülmektedir. 

Elektriğin bir diğer karakteristiği watt birimi ile ölçülen güçtür. İşaret gücü, işaretin bir kablolu haberleşme devresinde gidebileceği veya yayılabileceği mesafeyi belirler. 

Baud terimi de veri haberleşmesinde sıkça kullanılır. Bu terim hat üzerindeki işaretin değişme oranını tanımlar. Bunu işaret hızı olarak da açıklayabiliriz. Örnek olarak, Şekil 1-1’deki gönderici cihaz bitleri ikili gruplar halinde toplamakta (00,01,10,11) ve bunlardan her bir grup için farklı genliklerde salınım yapan dalga şekilleri elde etmektedir. Bu örnekte, bit transfer oranı baud’un (ya da işaret değişme oranının) iki katıdır. Günümüzde kullanılan modemler her bir baud için 8-bit oranlarına kadar çıkarak daha büyük bir işaret transfer kapasitesine ulaşırlar. 

Şekil 1-1’de görülen işleme modülasyon denir. Bu terim veri katarının haberleşme yolu için değiştirilmesi veya modüle edilmesi anlamındadır. 

İşaret aynı zamanda frekansından, başka bir deyişle belli bir zaman aralığında yaptığı tam salınım sayısından tanınır. Frekans saniye başına yapılan salınım sayısı ile ölçülür. Elektrik endüstrisinin tanımladığı 1 Hz birimi, saniyede bir salınım demektir. 

Şekil 1-2 Salınım Yapan İşaret

Frekansı tanımlamak için kullanılan bir başka terim birim saniyedeki çevrim sayısıdır (cps: cycles per second). Dalganın frekansının, genliği  ile ilgisi yoktur. İşaretler genlik ve frekansın değişik kombinasyonlarına sahip olabilirler. Genlik işaret seviyesini ve negatif veya pozitif gerilim değerini belirtirken frekans, işaret salınım oranını (Hz birimi ile) belirtir. 

İşaretin fazı, işaretin çevrimine ne kadar ileriden başladığını tanımlar. Şekil 1-2(b)’de işaretin fazı; başlangıç (0°), ¼ çevrim (90°), ½ çevrim (180°), ¾ çevrim (270°) ve tam çevrim (360°) noktalarında gösterilmektedir. Dalga, şekilde görüldüğü üzere, sinüs dalgasında veya bir çemberde olduğu gibi dereceler ile de etiketlenebilir. Sinüs dalgası denmesinin sebebi, dalganın trigonometrik sinüs fonksiyonunda olduğu gibi değişim göstermesindendir. Sinüs dalgası, çembersel hareketten üretilmiştir. Elektrik işaretlerinin trigonometri kullanılarak tanımlanması mühendisler için çok değerlidir. 

Bir yoldaki veri işaretinin bilgi oranı kısmi olarak işaretin genlik, frekans (veya frekanslar) ve fazına bağlıdır. Şekil 1-1’den görüldüğü gibi bilgi oranı (bit/sn), işaretin hangi sıklıkta durum değiştirdiğine bağlıdır. İşaretin genlik, frekans ve fazındaki değişiklikler hat üzerinde bir durum değişimi oluştururlar. Bu değişim 0’ı 1’e veya 1’i 0’a çevirir. İkilik 1’ler ve 0’lar, hat üzerinde bilgisayarlar arası akan, kullanıcı veri mesajlarındaki karakter ve harfleri temsil etmek üzere kodlanırlar. 
 
1.1.2 Analog iletim 

Yukarıda bahsedilen işarete analog işaret denir çünkü sürekli  yani ayrık olmayan bir karakteristik gösterir. Bu şekildeki bir iletim, bilgisayarlarda kullanılan ayrık ikilik sayıların iletimi için tasarlanmamıştır. Geniş bir kullanım alanına sahip olmasının nedeni, ilk zamanlarda veri haberleşme ağları geliştirilirken analog kolaylıklar sağlayan telefon sisteminin halihazırda mevcut olmasıdır. 

Telefon hattı, analog bir doğası olan sesi taşımak için tasarlanmıştır. İnsan sesi analog dalga şeklinde çıkar. İşaretler hava basıncının değişmesi ile salınım yapan örneklerdir. Bu mekanik titreşimler telefon mikrofonu tarafından hissedilir ve elektriksel gerilim örneklerine çevrilir. 

Analog ses işareti ve dönüştürüldüğü elektriksel işaret tek bir frekansta değildir. Daha doğrusu ses ve onun telefon hattındaki elektriksel karşılığı, birçok farklı frekanstaki dalga şekillerini içerir. Bu frekansların belirli bileşimleri sesi ve sesin perdesini tayin eder. Doğadaki bir çok olay farklı frekansların bileşimi ile meydana gelir. Örneğin; gökkuşağındaki renkler farklı ışık dalgası frekanslarından; müzik sesleri yüksek veya alçak perdelerin oluşturduğu farklı akustik frekanslardan oluşur. Bu olaylar frekans bandları veya aralıkları içerirler. 

İnsan kulağı 40 Hz ile 18000 Hz arası sesleri algılayabilir. Telefon sistemi bu frekans bandının tümünü iletmez. Tam aralık, ses işaretini alıcıda oluşturmak için gerekli değildir. Ekonomik nedenlerden dolayı telefon hatlarında 300 Hz ile 3300 Hz bandı iletilir (tam aralık biraz daha fazladır). Bu nedenle telefonla yaptığımız konuşmalarda sesimiz doğal halinden farklıdır. 

1.1.3 Band genişliği 

Bir haberleşme hattının taşıyabildiği frekans aralığı, hattın band genişliği olarak tanımlanır. Band genişliği veri haberleşmesi için çok önemli bir etkendir çünkü haberleşme hattının kapasitesini (bit/sn), hattın band genişliği belirler. Eğer telefon kanalının band genişliği 3 kHz ’den (300-3300 Hz) 20 kHz ’e çıkarılsaydı, kanal sesin tüm karakteristiğini taşıyacaktı. Bu, aynı zamanda iletilen verinin doğruluğunu arttırır. Daha büyük band genişliği kullanılarak daha iyi bir veri iletim oranı sağlanacağı açıktır. 

Band genişliğinin etkileri Shanonon, Fourier ve Nyquist gibi bilim adamları tarafından saptanmıştır. Fourier, periyodik işaretlerin sinüzoidal fonksiyonların toplamı biçiminde elde edilebileceğini göstermiştir. Periyodik olmayan fonksiyonlar da bazı koşullar altında bu şekilde elde edilebilir. Böylece elde edilen toplama Fourier serisi denir (daha detaylı bilgi için Bkz. Haberleşme Teorisi, Prof. Metin YÜCEL, Yıldız Üniversitesi Yayınları). Şekil 1-3’te hattın durumu saniyede 2000 kez değişmektedir; başka bir söyleyişle işaret değişme oranı 2000 baud’tur. 500 Hz ile sınırlı bir band genişliği işaretin doğru olarak algılanması için yeterli olmaz. Band genişliği büyüdükçe sayısal seviyeler daha doğru bir biçimde ortaya çıkacaktır. 

Daha büyük band genişliği, daha yüksek hat kapasitesi demektir. Bu durum, Tablo 1-1’in incelenmesi ile anlaşılabilir. Elektromanyetik frekans spektrumu aralıkları göreceli olarak sınırlıdır. Bu aralık, ses frekans bandından başlar, X-ışını veya kozmik ışık bandına kadar sürer. Yüksek frekansların önemi, ses frekans spektrumu ve mikrodalga veya koaksiyel kablo iletim ortamları incelenerek anlaşılabilir. 1 kHz ve 10 kHz arası band genişliği 9 kHz’dir ki bu hemen hemen 3 kHz’de ses taşıyan hatların 3 katıdır. 10 MHz ile 100 MHz arası (HF ve VHF spektrumu) band genişliği 90 MHz’dir ki bu da teorik olarak ses-sınıfı hattın 30000 katına eşdeğerdir. Bu küçük örnek, haberleşme endüstrisinin daha büyük band genişliği kapasitesi için niye yüksek radyo frekanslarını kullanan teknolojilere yöneldiğini göstermektedir. 

Şekil 1-3 Band Genişliğinin Etkisi

Tablo 1-1 Frekans Spektrumu

1.1.4 Periyot ve dalga boyu 

Bir çevrim için gereken süreye periyot denir. Örneğin, 2400 Hz’deki bir işaret, 0.000416 sn’lik bir çevrim periyoduna sahiptir (1 sn / 2400 = 0.000416 sn). Periyot (T), 1/F olarak hesaplanır ki burada F frekanstır (Hz). 
 
 WL = S / F      (1-1) 

WL : Dalga boyu 
S : İşaretin yayılma hızı 
F : Frekans 

İşaretin dalga boyu ağ cihazı seçiminde, protokol tasarımında ve cevap-zamanı analizinde çok önemlidir. 

1.1.5 Diğer dalga şekilleri 

Çok yaygın olan diğer bir yaklaşım da ikilik değerleri simetrik kare dalga kullanarak iletmektir (Şekil 1-4). Kare dalga pozitif polarizasyondan  negatif polarizasyona anlık sürede geçen bir gerilimi gösterir. Kare dalga, sayısal veri iletimi için mükemmel bir şekildir, çünkü ikilik durumlar olan 1 ve 0’ları, pozitif ve negatif değerler ile gösterebilir. 

Şekil 1-4 Kare Dalga

1.1.6 DC işaretler 

Bir çok haberleşme sistemi analog (AC) iletim kullanmaz. Doğru-akım (DC) iletim, daha basit bir yaklaşımdır. DC işaretler, yalnızca ayrık 1’ler ve 0’ları gösterebilen simetrik kare dalgaya benzerler. Ancak DC iletici, salınım yapan dalga şekli yerine, açık-kapalı elektrik enerjisi darbelerini kullanır. Ek olarak, DC işaret olduğu gibi iletilir, üzerine başka işaret veya frekans bindirilmez (modüle edilmez). Bir AC işaret, başka frekanslar tarafından taşınmak üzere (yeterlilik, hız ve iletim mesafesi etkenleri yüzünden) yeniden şekillendirilir. Bu işaret şekillendirilmesi modülasyon olarak anılır. Bir çok sistem sınırlı bir mesafede çalıştığı için daha güçlü ve daha pahalı olan AC iletime ihtiyaç duymaz, bunun yerine DC işaretleşmeyi kullanır. Sinüzoidal dalga şekli, simetrik kare dalga gibi, uzak mesafe veri haberleşme hatları için gerekli iletim tipidir. Sayısal bit katarları hem DC hem de AC işaretlerle taşınabildiği halde, uzak mesafe iletiminde AC işaretler kullanılır. 

Telgraf, DC işaretleşme için iyi bir örnektir. Telgraf cihazının düğmesi bir anahtardır ve operatör tarafından basılınca devreyi kapayarak hattın gönderici ucuna bir gerilim düşürür. Gerilim, hat üzerinde bir akım oluşturur ve alıcıda darbe olarak algılanır. Alıcı, akım darbesini kısa, duyulabilir bir tona çevirir. İlk sistemlerde iletilen akım, alıcı tarafta pille beslenen bir elektromıknatısla aktif edilmekteydi. Elektromıknatıs gelen işarete göre anahtarı çeker veya iterdi (devreyi kapar veya açardı). Bu yapıda çalışan bir anahtarlama cihazına röle denir. Anahtarın mekanik hareketi ile, duyulabilir tıklamalar üretilirdi ve bu tıklamalar bir kod deseni oluştururdu. Anahtarın basılma süresi meşhur Morse Kodu’nun nokta ve çizgilerini belirlerdi. 

1.1.7 İletim sığası, hız ve gecikme 

Bir haberleşme sisteminin iletim sığası (kapasitesi) bit/sn olarak gösterilir. Bilgisayar üzerinde çalışan kullanıcı uygulamaları için cevap süresi ve veri akışı, sistemin sığasına bağlıdır. Örneğin; 4800 bit/sn’lik hat, 2400 bit/sn’lik hattın iki katı sığaya sahiptir. Bu da arttırılmış bir akış ve daha kısa bir cevap-süresi sağlar. 

Bunu söyledikten sonra ‘neden hattaki işaret durumunu (baud) daha hızlı değiştiren bir iletici tasarlanmıyor?’ diye düşünülebilir. Belirli sınırlar dahilinde bu gerçekten başarılabilir. Ancak haberleşme sistemlerinde kısıtlamalar vardır ve bunlar iletim oranlarına sınırlarlar. 

Telefon ağı ses taşımak için üretilmiştir ve düşük band genişlikli işaretlerle çalışır. Yeterli ses kalitesi 3 kHz’lik bir frekans spektrumu gerektirir. Ses-sınıfı devrelerin frekans spektrumu, yüksek bit/sn oranlarının iletimini gerçekleştiremez. 

Band genişliği, işaret gücü ve iletken üzerindeki gürültü, iletim sığasını sınırlayan etkenlerdir. Gerçekten de arttırılmış bir işaret gücü hat sığasını arttırır ve aynı zamanda daha uzak mesafelere işaret yayılımı yapılabilmesini sağlar. Ancak aşırı güç, sistemdeki  parçalara zarar verebilir ve/veya ekonomik olarak karşılanamayabilir. 

Hattaki gürültü problemi hattın tabiatında olan ve ortadan kaldırılamayan bir problemdir. Gürültü (Termal, Gaussian, beyaz veya arka plan gürültüsü), elektronların iletken üzerindeki sabit, rasgele hareketlerinden meydana gelir ve kanal sığasına bir sınırlama getirir. Telefon hatlarında işittiğimiz ıslığa benzer ses böyle bir gürültüdür. Tüm elektrik iletkenleri birer gürültü kaynağıdır. Gürültü gücü, band genişliğe ile doğru orantılıdır, yani band genişliğini arttırmak ek gürültüye yol açacaktır. Eklenen gürültüyü azaltmak için süzme olarak bilinen bir elektronik teknik kullanılır. 

Haberleşmenin temel kanunlarından biri Shannon Kanunu’dur. Shannon bir iletim yolunun sığasını aşağıdaki formülle göstermiştir: 

C = W log2 (1+S/N)     (1-2) 

C = bit/sn olarak maksimum sığa, W = Band genişliği, 
S/N = İşaret gücünün (S) gürültü gücüne (N) oranı 

Bir kanal üzerinden gönderilebilecek maksimum bilgi miktarı ‘kanal sığası’ olarak adlandırılır. Formül incelendiğinde W’yi arttırmanın, işaret gücünü arttırmanın veya gürültü seviyelerini düşürmenin müsaade edilen bit/sn oranını arttıracağı görülebilmektedir. 1000’e 1 S/N oranı olan bir ses-sınıfı hattın müsaade edebileceği maksimum sığa 25900 bit/sn’dir. Shannon kanunu ile bulunan teorik limit, pratikte daha düşüktür. İletimde oluşan hatalar nedeniyle Shannon kanunu tam sınırları ile kullanılamaz. Örneğin; 25900 bit/sn oranı o kadar küçük bir zaman ister ki (1 sn/25900 = 0,00004 bit zamanı) hattaki ufak bir kusur bile bitlerin bozulmasına neden olabilir. İşaret konumunun kendi başına 1 bitten fazlasını göstermesi sağlanarak, yani baud değeri arttırılarak Shannon kanununun zorlamaları hafifletilebilir. 

S/N oranını yükseltmek için kullanılan bir yöntem, hatta daha çok işaret yükselticisi koymaktır. İşaret hatta ilerlerken, yükselticiler tarafından periyodik olarak güçlendirilir. Hat boyunca gürültü sabit olduğundan, yükselticiler işaret gücünün belli bir seviyenin altına düşmemesini sağlayacak yeterli aralıklarla yerleştirilmelidir. Ancak yükselticilerin sık aralıklarla yerleştirilmesi S/N oranını arttırırken, aynı zamanda oldukça masraflı olur. Dikkat edilmesi gereken bir nokta da, yükselticilerin dikkatli bir biçimde tasarlanarak işaretle birlikte yükseltilen gürültü oranının en düşük seviyede tutulmasını sağlamaktır. 

Tablo 1-2 İletim Gereksinimleri

Sayısal iletim tekniği kullanılarak bir devrenin gerçekten de 25.9 kbit/sn oranından çok daha büyük işaret oranlarını taşıyabilmesi sağlanabilmektedir. Ancak sayısal iletim daha büyük band genişliği ve daha sık aralıklar ile sayısal tekrarlayıcıların (analog yükselticinin sayısal eşdeğeri) kullanılmasını gerektirir. Sayısal iletim için yüksek bir S/N oranı gerekmez çünkü Shannon kanunundan görüldüğü gibi, göreceli olarak, band genişliğindeki küçük bir artma, S/N oranındaki çok daha büyük bir azalma ile karşılanabilir. 

Günümüzde, farklı hat hızlarını destekleyen, geniş bir fiyat yelpazesine sahip ürün seçeneklerinin sayısı hızla artmaktadır. Seçim, kaçınılmaz olarak kullanıcı ihtiyacı ve bu ihtiyacın karşılanması için gereken maliyete göre yapılır.  Tablo 1-2’de, bazı bulunabilir iletim hız aralıkları ve bunları kullanan tipik kullanıcı uygulamaları görülmektedir. Görüldüğü gibi çok geniş bir seçenek aralığı mevcuttur, ve  kbit/sn mertebelerindeki iletim oranları birçok iletim tipi için uygun olmamaktadır. 
 
İşaretin iletim veya yayılma gecikmesi,  mühendis ve kullanıcılar için göz önüne alınacak bir başka konudur. Yayılma gecikmesi; kullanılan devrenin türü, alıcı ile verici arasındaki ara noktaların sayısı ve bu noktaların türü gibi çeşitli etkenlere bağlıdır. Yaklaşık olarak koaksiyel kablo ve mikrodalga yolları üzerindeki iletim, 130,000 mil/sn hızındadır. Ancak, işaretin hızı frekansa bağlı olarak değişir. Örneğin, tipik bir telefon hattı (19 gauge) 10 kHz’de yaklaşık 110,000 mil/sn hızında ve 50 kHz’de 125,000 mil/sn hızında çalışmaktadır. Frekans ve kablonun belirli elektriksel karakteristikleri nedeniyle bu hızlar hattın teorik hızı olan 186,000 mil/sn’den daha yavaş olmaktadır. Mesaj ağ üzerinde ara istasyonlara girip çıkarken ek ve önemli gecikmeler meydana gelebilir. Ancak öncelikli iletim gecikmesi, hattın kendinden kaynaklanmaktadır. Anahtarlar ve bilgisayarlar gibi ara parçalar gecikmeye sebep verseler de, genelde çok yüksek hızlarda çalışırlar (nanosaniyeler veya saniyenin milyarda biri mertebelerinde). Tabii ki, bu istasyonların mesajları disk veya teyplerine saklamaları durumunda göz önüne alınması gereken ek gecikmeler meydana gelebilir. 

"130,000 mil/sn iletim hızı yeterli midir?" Unutulmamalıdır ki teorik olarak Birleşik Devletler’deki 3000 millik bir hat üzerinden, işaret hedefine 0.023 sn’de (3000 mil/130,000 mil/sn = 0.023 sn) varmaktadır (Hatırlayalım ki, ara parçalar ek bir gecikmeye sebep vermektedir). Bu soru şöyle yanıtlanabilir: İletim hızının yeterliliği kullanıcının ihtiyacına ve kullanıcının uygulamasına bağlıdır. Örneğin, 0.023 sn’lik gecikme, insan operatörler arasındaki bir mesaj transferi için yeterli olurken, iki bilgisayarın dağılmış veri tabanında multiprosess yaptığı bir çevrede yetersizdir. 23 msn’lik bir bekleme süresi bilgisayar işlemcisinin ciddi veri tabanı eşzamanlama problemleri ile karşılaşmasına sebep olmaktadır. 

1.2 Eşzamansız ve Eşzamanlı İletim 

Şekil 1-5’te basit bir iletim süreci gösterilmiştir. İletilen bitler birbirlerini tam olarak eşit zaman aralıkları ile izlemektedirler ve alıcı taraftaki algılama ve zamanlama mekanizmaları ile ölçülmektedirler. Başla biti, veri karakterinin önünde gelir ve alıcı tarafa verinin yolda olduğunu belirtir (başla bitinin algılanması). Başla biti gelmeden önce yol veya hat ‘boştur’ denir ve bir başla biti gelene kadar hat boş konumunda kalır. Boş konumda kaldığı sürece, hat akım çeker. Bu seviyeden düşük işaret seviyesine geçiş; alıcı cihazdaki örnekleme, sayma ve veri biti katarı alıcısı (bit sayıcısı) mekanizmalarını başlatır. Veri bitleri akım varsa mark (ikilik 1), akım yoksa space (ikilik 0) olarak algılanır. 

Kullanıcı veri bitleri, register veya tampon (buffer) gibi geçici bir saklama alanına aktarılır. Daha sonra da bu bitler işlenmek üzere bilgisayara veya terminale aktarılır. Dur biti, bir yada daha fazla mark işaretinden oluşur ve alıcı tarafa (eski cihazlarda) sıradaki karakter için mekanizmasını hazırlayacak bir zaman  aralığı sağlar. Dur bitinden sonra işaret boş seviyesine geçer ve sıradaki karakterin 1-0 geçişi ile başlamasını garanti eder. Eğer önden gelen karakter hep 0’lardan oluşursa ve dur biti, gerilim yüksek veya boş seviyeye alınarak gösterilmezse, başla biti algılayıcısı şaşıracaktır. 

Şekil 1-5 Eşzamansız iletim süreci

Alıcı ve verici arasında sürekli bir eşzamanlama olmadığı için bu haberleşmeye eşzamansız iletim denmektedir. Bu iletim veri karakterinin, ön bir zamanlama işaretine bakılmaksızın, herhangi bir anda iletilebilmesini sağlamaktadır. Zamanlama işareti veri işaretinin bir parçasıdır. Eşzamansız iletim genelde yazıcılarda ve düşük hızlı bilgisayar terminallerinde kullanılır. Birçok kişisel bilgisayar eşzamansız iletimi kullanır. Eşzamansız iletimin avantajı basit olmasıdır. 

 

Şekil 1-6 Bit Örnekleme

Saat cihazı bir veri haberleşme sisteminin en önemli unsurlarından biridir. Kullanılma amacı, hat üzerinde önceden tanımlanmış işaret seviyelerinin varlığını veya yokluğunu sürekli olarak incelemek ve örneklemektir. Ayrıca tüm iç parçaların eşzamanlamasını sağlamaktadır. Saatin hızı, bir saniyede ürettiği darbe sayısı ile belirlenir. Şunu da not edelim ki saat, sistemi oluşturan diğer elemanlara da bağlanarak tüm elemanların tutarlı bir biçimde zamanlamasını sağlar. 

Gerçekte, örnekleyici saat haberleşme hattını gelen veriden daha hızlı bir oranda örnekleme işlemini gerçekleştirir. Örneğin; veri 2400 bit/sn’de gelirken zamanlama mekanizması belki de saniyede 19,200 kere (gelen işaretin 8 katı) örnek almaktadır. Daha sık örnek almak, alıcının 1-0 ve 0-1 geçişlerini daha erken algılamasını sağlar. Bu sayede alıcı ve verici cihaz daha yakın bir eşzamanlılıkta tutulmaktadır. 

Örnekleme hızının önemi Şekil 1-6’da açıkça görülebilmektedir. 2400 bit/sn hızındaki bir hatta bit zamanı 416 msn olur. Saniyede yalnızca 2400 örnek alınırsa bitin başlangıcında ve sonunda bitten örnek alınabilir. Her iki durumda da bit algılanmaktadır. Ancak, bir işaretin hafifçe değişmesi ve hat üzerinde daha kısa veya daha uzun bir süre bulunması muhtemeldir. Yavaş bir örnekleme oranı hat üzerindeki durum değişimini doğru zamanda örnekleyemez ve işaret sürüklendikçe, bitler alıcı istasyondan doğru olarak alınamaz. 

 

Şekil 1-7 Eşzamanlı iletim süreci (Kısa mesafelerde çalışan devrelerde)

Daha etkin bit yöntem olan eşzamanlı iletimde, alıcı ve verici istasyonlarda ayrı zamanlama işaretleri vardır. Şekil 1-7’de eşzamanlı iletim şeması görülmektedir. Bu yöntemle veri, kontrol bitleri arasına yerleştirilmektedir. Bu bitlere genelde bayrak (flag) denir. Bunlar alıcıya mesajın geldiğini haber verirler. Kısa mesafeli devrelerde cihazlar arası zamanlama işaretlerini sağlamak üzere ayrı bir kanal kullanılabilir. 

Eşzamansız iletimde olduğu gibi, alıcı cihaz bayrak bitlerini arar, ancak yerel olarak zamanlama işareti üreterek, gelen işareti ne zaman ve ne sıklıkta örnekleyeceğine karar verir. Zamanlama işareti, alıcıdaki ve vericideki zamanlama cihazlarının eşzamanlamasını sağlar. Cihazlar arasında eşzamanlama bir kez sağlandı mı artık cihazlar bu konumda kalırlar. Saatler biraz kayabilir, fakat sıradan osilatör saatleri 1/100,000 çözünürlükte çalışırlar. Yani bu osilatörler 100,000 sn süresinde 1 sn şaşırmaktadırlar. Böylece saniyede 2500 kez örnekleme yapan bir osilatör belirli saniyeler boyunca eşzamanlı kalmaktadır. Eşzamanlama için kullanılan bir başka yöntem de, özel kodlar ile periyodik aralıklarla eşzamanlamayı yeniden sağlamaktır. Bu kodlara zamanlama kodları denir. 

Alıcı, bayrağı kullanıcı verisinden ayırabilmelidir. Üreticiler bu işareti, farklı bit katarları kullanarak belirtirler. Yaygın bir yaklaşım bir bayrağı göstermek için 8 bitlik 01111110 değerini kullanmaktır. 

1.3 Temel Terimler ve Kavramlar 

1.3.1 Çerçeveler, başlıklar ve kodlar 

Elektrik işaretleri ve bit katarları hat üzerinden çerçeveler biçiminde iletilirler (Bkz. Şekil 1-8). Çerçeve, kullanıcı verisi, kontrol verisi veya her ikisinin birden bulunduğu mantıksal bir birimdir. Bir çerçeve genelde aşağıdaki alanları içerir: 

· Kullanıcı verisi: Bir ya da daha çok alanı kapsar. Kullanıcı verisi, bir terminal operatörü tarafından tuş takımı ile veya bir bilgisayar programının çıkışı ile oluşturulur. 
· Bayraklar: Bir önceki bölümde izah edilmiştir. 
· Adres alanı: Hat üzerindeki alıcı ve vericiyi tanıtmak üzere yegane rakamlar veya harfler içerir. 
· Kontrol karakterleri: Çerçevelerin doğru bir sıra ile akmasını sağlarlar. 
· Hata kontrol: Başarılı, hatasız bir iletim yapılıp yapılmadığını öğrenmek için kullanılırlar. 

Bit katarları, karakterleri özel kod kümelerine dayanarak belirtirler. Günümüzde birçok kod çeşidi mevcuttur. Veri haberleşmesinde kullanılan eski kodlar telgraf iletimi için tasarlanmıştır. Örneğin; Morse kodunda noktalar ve çizgiler vardır ve belirli dizilişlerle karakterleri, sayıları ve özel karakterleri belirlerler. Nokta ve çizgiler, telgraf operatörünün ileticinin düğmesine basma süresine göre oluşur. 

 

Şekil 1-8 Eşzamanlı iletimde kullanılan tipik çerçeve formatı 

1970’lerin başlarında, endüstri tarafından bir çok 5-bitlik kod geliştirildi. Modern sistemlerde kullanılmamasına rağmen Baudot kodu bugün dahi kullanılan bu 5-bitlik kodlardan biridir. 

Bir çok kod Morse ve Baudot kodlarından türetilmiştir. Bugün en yaygın kullanıma sahip kodlar EBCDIC (Extended Binary Coded Decimal Interchange Code) ve ASCII (American National Standart Code for Information Interchange) kodlarıdır. EBCDIC, IBM mimarisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. EBCDIC, 8-bit ikilik bir koddur. Böylece kod kümesinde maksimum 256 karakter bulunabilir. 

ASCII, veri haberleşmesinde en yaygın kullanılan koddur (Şekil 1-9). Bu kod, 7-bit artı hata-algılama amacı ile eklenmiş bir bitten (toplam 8-bit) oluşur. Kod ilk kez 1963’te geliştirilmiş ve standart olmuştur. 

 

Şekil 1-9 ASCII Kodu

Şekil 1-9’da görüldüğü gibi, bazı 7-bit yapıları birden fazla karakteri göstermektedir. Bazı kodlar haberleşme sistemlerinde kullanılan kontrol işaretlerini gösterir. Haberleşme sistemlerinde farklı kodların kullanımının, uyumsuzluklar yaratacağı açıktır. Bu nedenle farklı kodlara sahip haberleşme cihazlarının birbirleriyle haberleşebilmeleri için kod çevirme paketleri geliştirilmiştir. 

1.3.2 Haberleşme oturumları 

Bir ağdaki iki parça arasındaki haberleşme akışına oturum denir. Oturum çeşitli şekillerde olabilir. Örneğin, bir oturum, terminalleri aracılığı ile ağdaki iki operatör arasında, bilgisayarlar arasında, iki yazılım programı arasında veya ağ kontrol programları arasında olabilir. Elbette ki başka oturum şekilleri de mevcuttur. Şekli ne olursa olsun, oturumlar son kullanıcıya hizmet etmek için kurulur. Örneğin bu hizmet, bir terminal operatörü veya uygulama programı için verilebilir. 

Oturumlar çerçeve başlıklarındaki bilgileri (veya başka parametreleri) kullanırlar. Örneğin; A sitesindeki bir terminal operatörünün yaptığı veri tabanı gönderme isteği mesajında bir başlık bulunmalıdır. Bu başlıkta; B sitesindeki bir adres, veri tabanının yeri veya veri tipi gibi tanımlayıcı bazı bilgileri bulunur. Çerçeve ağ üzerinde giderken, başlığı incelenir ve uygun kaynaklar anlaşılır. Böylece bu kaynaklar servis isteğine tahsis edilir. Günümüzde ileri ağlar, kaynakları sağlamak için haberleşme mantığını katmanlara ayırırlar. 

1.3.3 Hat karakteristikleri 

İletim yolu veya hattı, kullanıcılar arası veri alışverişi için gerekli ortamı sağlar. Alışveriş; oturumun kurulmasını, kullanıcı mesajlarının alışverişini ve oturumun sonlandırmasını içerir. Hattın elektriksel özelliklerine ek olarak, diğer karakteristikler de başarıma ve haberleşme sisteminin tasarımına önemli şekilde etki ederler. Bu başlık altında bir haberleşme kanalının aşağıdaki karakteristikleri incelenecektir: 

· Uçtan-uca ve çok-uçlu (multi-drop) yapılar 
· Simplex, yarı-duplex, duplex düzenlemeler 
· Anahtarlamalı ve kiralık hatlar (leased lines) 

1.3.3.1 Uçtan-uca ve çok-uçlu yapılar 

Uçtan-uca bir hat iki istasyonu birbirine bağlar (Şekil 1-10a). Çok-uçlu bir hat üzerinde ise ikiden fazla istasyon vardır (Şekil 1-10b). Bu yapılardan birinin seçilmesi çeşitli etkenlere bağlıdır. İlk olarak, uzun süre gerekli olan bir kullanıcı-kullanıcı oturumu gerekli ise, belki de yalnızca uçtan-uca düzenlemesi uygun bir seçim olabilir. İkinci olarak, iki kullanıcı arasındaki trafik hacmi, diğer istasyonların hattı kullanımına engel olacak ölçüdeyse yine uçtan-uca bir yapı uygun bir seçim olacaktır. Bazı bilgisayar-bilgisayar oturumları ancak uçtan-uca hatla gerçekleştirilebilir. Üçüncü olarak, iki kullanıcı belki de prosese katılacak maksimum sayıdır. Çok-uçlu düzenlemeler genelde düşük-hızlı terminallerin birbirleri ile veya bir bilgisayar ile haberleştiği durumlarda kullanılırlar. Hat, en yüksek verimi elde etmek amacıyla istasyonlar tarafından paylaşımlı olarak kullanılabilir. 

Çok-uçlu hatlar, uçtan-uca hatlara göre daha özel kontrollere ihtiyaç duyarlar. Çok-uçlu yoldaki istasyonlar hattın tahsisi ve paylaşımı için denetlenmelidir. Oturumların oluşturulmasına dahili olarak izin verilebilmeli ve daha önemli oturumlara öncelik tanınabilmelidir. Veri bağlantı kontrolleri (data link controls), bu oturumlardaki mesaj akışını kontrol etmekte kullanılır. 

1.3.3.2 Simplex, half-duplex ve duplex düzenlemeler 

Bu terimler sık sık birden çok yoruma uğramaktadırlar. Genelde hat üzerinde akan mesaj trafiği konusunda referans terimler olarak kullanılırlar. Daha az yaygın yorum ise iletime katılan fiziksel yolların sayısı ile ilgili olduklarıdır. Aşağıda iki bakış açısı da incelenecektir. 

1.3.3.3 Trafik akışı 

Simplex iletim, çerçevelerin yolda ancak bir yönde hareket edebilmelerini sağlamaktadır. Alıcı mesaj gönderemez ve gönderici mesaj alamaz. Radyo yayınları simplex iletime bir örnektir. Simplex düzeni çeşitli uygulamalarda kullanılır. Örneğin, çevresel süzme ve örnekleme sistemleri genelde simplex yapıyı kullanırlar. Burada su veya havadan örneklenen veri, tek yönde ilerleyerek, analizinin yapılacağı bilgisayara gider. 

Yarı-duplex iletim verinin hat üzerinde iki yönde de hareket edebilmesini sağlar ancak iletim bir kerede yalnızca bir yönde olur. İnsan tarafından işletilen tuş takımlı bilgisayarlar genelde bu yaklaşımı kullanırlar. Terminal ve diğer istasyon, hattı dönüşümlü kullanırlar; gönderici istasyon bir başka mesaj göndermek için cevap bekler. 

Duplex iletim (full-duplex de denmektedir) istasyonlar arasında iki yönlü, eşzamanlı iletime olanak sağlar. Çok-uçlu hatlar sıklıkla bu yöntemi kullanırlar. Örneğin, A istasyonu, trafiğini merkez bilgisayara yönlendirmişken, merkez bilgisayar aynı anda trafiğini B istasyonuna yönlendirebilir. Duplex iletim, oturumlarda iç-izine olanak sağlar ve kullanıcı verisinin birçok istasyon arasında akmasına müsaade eder. 

1.3.3.4 Fiziksel yol 

Fiziksel hatlar bazen yarı-duplex ve duplex devreler olarak tanımlanır. Şekil 1-10(c)’de yarı-duplex yapı görülmektedir. Bu yapıda iki adet iletken bulunmaktadır ancak yalnızca bir tanesi mesaj alışverişi için kullanılmaktadır. İkinci iletken devreyi tamamlamak üzere varolan bir dönüş kanalıdır veya bir topraktır. Bu devreye iki-tel devresi demek daha doğrudur. 

Şekil 1-10(d)’de ise bir duplex devre görülmektedir. Bu durumda dört iletken; iki adet iletim yolu ve iki adet dönüş kanalı sağlamaktadır. Bu devreye de dört-tel devresi demek daha doğru olacaktır. 

Dikkat edilmelidir ki iki-tel devresinde devre üzerindeki trafik akışı mutlaka yarı-duplex olacaktır denilemez. 

Şekil 1-10 Hat yapıları

1.3.3.5 Anahtarlamalı ve kiralık hatlar 

Telefon ağı anahtarlamalı hatların kullanımına verilebilecek en güzel örnektir. Anahtarlamalı hatlarda iki site arasındaki çağrı süresince geçici bir bağlantı kurulur. Aynı siteler arası daha sonraki bir çağrı, telefon sisteminin farklı devre ve cihazlarını kullanabilir. Kiralık hat ise iki site arasında kurulan kalıcı bir bağlantıdır. Haberleşme yolunu oluşturmak için çevirmeli bir bağlantı kurmayı gerektirmez. Anahtarlamalı ve kiralık hatların avantajları ve dezavantajları aşağıdaki gibidir: 

· Anahtarlamalı hat, bir çağrıyı tamamlamak ve bağlantıyı sağlamak için birkaç saniyeye ihtiyaç duyar. Çevirme gecikmesinin kabul edilemeyeceği durumlarda kullanıcı kiralık hat kullanmak zorunda kalır. 
· Kiralık hatlar, daha iyi başarım ve daha az hata sağlayabilirler. Birincisi, kiralık hat donanımları ekranlandırılarak ve uygun ortamlara yerleştirilerek başarımları arttırılabilir çünkü bağlantı donanımları sabittir. İkincisi, bazı anahtarlama sistemleri hat üzerine gürültü yükleyebilmektedir ve gürültü bazen verinin bozulmasına neden olabilmektedir. 
· Düşük-hacimli trafiği olan kullanıcılar, kiralık hatların yüksek maliyetleri nedeniyle anahtarlamalı hatları tercih ederler. Bir hat periyodik olarak kullanılacaksa çevirmeli bağlantı yaklaşımı, kiralık hat yaklaşımından daha uygun olacaktır. 
· Anahtarlamalı hatlar oldukça esnektir. Kullanıcı bir devreyi kaybederse yalnızca kullandığı ağı yeniden araması (redial) yeterlidir. Bir kiralık hattaki bozulmanın giderilmesi, daha fazla çaba gerektirir ve ek gecikmelere neden olur. 

Kiralık ve anahtarlamalı hat seçimi, bir organizasyon için dikkat edilecek çok önemli bir unsurdur. Kiralık veya anahtarlamalı hat kullanmak için mantıklı bir karar vermeden önce önkoşul; trafik hacmi, akış başarımı, tepe yükler, cevap süresi gibi parametrelerin analizini yapmaktır. 

1.3.4 Telefon ağının kullanımı 

 

Şekil 1-11 Bir çağrının kurulması

Bu bölümde, telefon sisteminin bir çağrıyı nasıl gerçekleştirdiğine dair bir fikir verilmeye çalışılacaktır. 

Şekil 1-11’de yerel telefon ve santrallerde bulunan bazı parçalar gösterilmiştir. Telefonun ahize yükü ile açık tutulan anahtarları (switch hooks-SH) vardır. Ahize ‘on hook’ konumunda olduğu sürece açık kalan anahtar, telefonun santral ile elektriksel bağlantı kurmasını engeller. Kullanıcı ahizeyi kaldırınca SH anahtarı kapanır. Bu konuma ‘off hook’ denmektedir. Bu konumda, kapalı SH anahtarı santrale DC akım gitmesini sağlar. Bu akım, merkezi santral tarafından algılanır. Bir bilgisayar veya başka bir cihaz da, bir devre aracılığı ile off-hook sağlayarak santrale çağrı gönderebilir. 

Santralde, gelen bölgesel çevrim hatlarını tarayan bir algılayıcı bulunur. Yaklaşık 100 msn’de bir off-hook durumunu algılamak için bir DC akımın hattan akıp akmadığına  bakılır. 

Merkezi santralde çağrıları kurmak üzere anahtarlar bulunur. Santral bölgesel aboneden gelen DC akım akışını algılayınca S1 anahtarını kapayarak hatta çevir sesi (dial tone) verir ve bu 480 Hz’lik bir işaretin arayan telefona gitmesini sağlar. Abone çevir sesi ile birlikte numarayı çevirmek için uyarılır. Numara, ya kadranlı telefonun kadranı çevrilerek ya da tuş takımlı telefonun tuşlarına basılarak girilir. Bazı telefon devreleri çevirme işlemlerini kendileri de yapabilir. 

İşaret bölgesel santrale gelir ve çağrı bölgesel geçiş merkezine aktarılır. Çağrıyı telefon sistemi içinde rotalamak için bilgisayarlar kullanılır. Bilgisayar, çevrilmiş numarayı alınca rotalama tablosunu inceleyerek hangi yolun kullanılacağına karar verir. Eğer çağrı ülkenin başka bir bölgesinde ise çağrı uzak geçiş merkezine aktarılacaktır. Çağrı çeşitli geçiş merkezleri seviyelerine kadar rotalanıp, anahtarlanabilir. 

Çağrı saniyeler içinde alıcının bölgesel santraline varır. Bu santral, uygun bölgesel çevrimin meşgul olup olmadığına bakar. Santral bunu, hatta bir DC akımın varlığına veya yokluğuna göre anlar. Son santral S2 anahtarını kapatarak aranan telefonun zil mekanizmasını harekete geçirir. S2’nin kapanması ile 20 Hz’lik bir işaret telefona gönderilir. 

Aranan telefon açılıp ‘off hook’ konumuna getirilirse S2 açılarak zil işareti kaldırılır. Bağlantı, S3’ün kapanması ile tamamlanır. Şehirlerarası anahtarlanan bir çağrı tipik olarak 4-9 anahtarlama merkezinden geçmektedir.